Eğer hasta kediye ne yapılır sorusuna cevap arıyorsanız içeriğimiz hem yetişkin hemde hasta yavru kediye ne yapılır sorusuna ışık tutuyor.

Bir sebepten, ya da anlam veremediğiniz bir şekilde durup dururken hastalanan kedinizin bu hali biliyoruz ki sizi çok üzer. Bu durumda panik yapıp her şeyi birbirine karıştırmanız işleri içinden çıkılmaz bir hale sokar. Üzülüp karalar bağlamanızın da faydası yoktur. Bu iki tutum da hiçbir yarar sağlamadığı gibi, aksine kedinize gerekli bakımı sunmanızı da engeller. İşte böylesi bir durumda işe öncelikle sakin olarak başlayın.

Kedi hastalıklarıyla ilgili yana yakıla internette araştırma içine girmişseniz bu da yıpratıcı olacaktır. Çünkü gerek insan gerek kedilerle ilgili herhangi bir hastalık arattığınızda her zaman şu cümleyi göreceksiniz; “X durum, ciddi hastalıkların habercisi olabilir.” Okuduğunuz bu cümle sizi tedbirli olmaya yönlendiriyorsa ne ala, ancak bu da bir karışıklığa sebep oluyorsa – ki genelde böyledir- o halde siz de ikinci adım olarak , sakinliğinizi koruyarak bir hekime başvurun.

Veteriner gereken muayeneyi yapıp sonrasında doğru teşhisi koyacaktır. Muhtemelen, kedinizin kullanması gereken ilaçları verip, ilaçların kullanımı bittikten sonra tekrar bir kontrol muayenesine randevu verecektir. Kedinizin hastalığı ne olursa olsun, sizin gözünüze tamamen iyileşmiş gibi görünse bile kontrole gitmeyi sakın ihmal etmeyin. Ancak kontrol randevunuza kadar olan süreçte, aslında kedinizin tedavi sürecinde en çok size görev düşüyor.

Şimdi dilerseniz gelin, hasta kedinizle nasıl ilgilenmelisiniz, onun için neler yapmalı ve nelerden uzak durmalısınız, bunları konuşalım.

Kedinize, veterinerin koyduğu teşhis sonrası eve döndüğünüzde, geçici de olsa hayatınızda bazı değişiklikler uygulamak zorunda kalabilirsiniz. Hastalıktan dolayı kedinizin sergilediği farklı ve belki de zorlayıcı dominant tutumlar olacaktır. İstem dışı semptomatik rahatsızlıklar da olabilir. Sabırlı olun, bu süreç bitecek.

Minik afacan hastayken, ilaçların da etkisiyle hafif sedasyon halinde olur ve hafızası durgunlaşıp eskiden ezbere bildiği yolları ya da çok sevdiği eşyaların yerini dahi unutup bulamayabilir. Eğer daha önceden kedi kumunuz bahçe ya da dışarıda duruyor ve kediniz her zaman tuvaletini bu kuma yapıp tekrar eve dönüyor olsa bile, hastalık döneminde; kum tuvaletini eve taşımalısınız. Hastalığı ne olursa olsun tuvaletini yaptığı kum ona uzaktaysa yerini değiştirip, en yakın ulaşabileceği yere taşımalısınız. Bu dönemde ev dışına yalnız çıkmasına izin vermemelisiniz. Çünkü geri dönmek için yolu bulamayabilir, gidip bir daha geri dönemeyebilir.

Hasta Kediye Ne Yapılır?

Hastalık döneminde, sevimli patimizin vücudu susuz kalabileceği için, su kaybını önlemek adına kediniz istemese bile siz takip edip su kaybını önlemelisiniz. Ancak tabi ki veterineriniz su içmesi ile ilgili bir kısıtlamaya gittiyse buna dikkat edip kesinlikle veterinerin önerisine uymalısınız.

Kediler hasta olduğunda az ya da çok, bir iştah kaybı görülebilmektedir. Böylesi bir durumda aç kalmasın diye istemese de onu zorla beslemeye çalışmayın. Zira istemediği halde beslemek kusmasına sebep olur. Kusmak da mideyi yoran bir haldir. İştahı kesilmiş yakışıklımızı zorlamadan mama yemeye teşvik etmek adına yaş mama vermeyi deneyebilirsiniz. Kedilerin çoğu yaş mama yemeye bayılırlar. Yutmasının kolay olması ve bu sayede kolayca çiğneyip sindiriminde de zorlanmamalarından dolayı, hastalık durumunda kediniz için yaş mama seçimi çok avantajlı bir yaklaşım olacaktır.

Tüm çabalarınıza rağmen miniğiniz mamasını yemediyse, içinde mama beklemiş kirli mama tabaklarını önünden alıp hemen temizlemezseniz bu da kedinizde mide bulantısını arttıracağı için tabakları temizlemeli ve daha sonra yine taze mama hazırlayarak yeni bir girişimde bulunabilirsiniz. Fakat eğer kediniz 24 saatten uzun bir zamandır hiçbir şey yemediyse derhal veterinerinize bu durumu bildirmeniz gerekir.

Kediniz kendini mama yemekten tamamen soyutlamış ve yoğun bir iştahsızlık hissettiğinde ona karşı sinirli davranmamalısınız. Mama yemesi için kedinizi zorlamanız ya da baskı yapar tarzdaki yaklaşımlarınız mama yemesine asla bir katkı sağlamaz. Karşılıklı inatlaşma ve direnç göstermenizin aksine, masum yavruyu sevip okşamanız, tüylerini masaj yapar gibi taramanız kedinize terapi gibi gelecek, neşesine kavuşmasını, enerjisinin yerine gelmesini ve bu sayede mama yemeyi istemesini sağlayabilecektir.

Grip gibi enflamasyonun artmış olduğu durumlarda; kedinizde görülebilecek burun akıntısının yanısıra göz ve kulaklarında da iltihabi akıntılar olabilir. Bu akıntıları temiz, nemli ve yumuşak bir bez ya da mendille muhakkak temizlemelisiniz. Ancak her bölgeyi temizlemek için farklı bezler kullanmalı ve silerken asla sert bir şeklide davranmamalısınız. Yumuşak dokunuşlarla da kolayca burun, kulak ve göz temizliğini sağlayabilirsiniz.

Hasta Yavru Kediye Ne Yapılır?

Kedilerde yaygın görülen cilt problemleri de dikkatle tedavi edilmesi gereken hastalıkların başında gelir. Kaşıntısının, ağrı ve acısının fazla olduğu hastalıklı bölge neresiyse o bölgeye minik birkaç tane buzla hafif ve dairesel masajlar yapmak kedinize çok iyi gelecektir. Ve buzun etkisiyle, bir süreliğine de olsa ağrıyı kesecektir.

Bazı durumlarda, ilerlemiş ve açık yaraya dönmüş kaşıntı ya da ufak kazalar sonucu oluşan travmalar sonrası antibiyotikli jel ya da kremler kullanmanız gerekebilir. Bu ilaçlar mikrobun daha geniş bir alana yayılmasını engelleyip tedavi edici özelliğe sahiptirler. Fakat her zaman olduğu gibi ilaç kullanıp kullanmayacağınıza ve kullanılması gerekiyorsa kedinizin hastalığı için doğru ilacı önermeye yetkili kişi veterinerdir. Kendi kendinize karar verip, kullanmanızın doğru olduğunu sandığınız bir ilacı alıp, sakın kedinize vermeyin.

İlaçlar her hastalığa göre farklı spektrumlarda işlevsellik gösterirler. Ama aynı zamanda, aynı hastalığa sahip iki ayrı kediye aynı ilaç verilemeyebilir. Yani veterineriniz; kedinizin genel hastalık ve sağlık durumunu değerlendirip ihtiyaca göre ilaç verir. Bunu elbette siz bilemezsiniz, ayrıştırıcı kararı vermek veterinize düşer.

Yatağını ve hatta evinizi sık sık temizlemeli ve havalandırmalısınız. Yerinden kalkamayacak kadar ağır bir hastalık geçiriryorsa 2-3 saatte bir pozisyonunu değiştirmeli, uyuşmasına engel olup kan dolaşımının kesilmemesini sağlamalısınız. Veterinerinizle her zaman iletişim halinde olmalısınız. Küçük meleğinize her zaman çok şefkatli ve sevgi dolu davranıyor olsanız bile; hastalık döneminde çok daha fazla ilgiyle yaklaşmalı ve sevecenliğinizin dozunu arttırmalısınız. Onu daha çok okşamalı, sevmeli, birlikte koyun koyuna yatmalı ve sevginin iyileştirici gücünü keşfetmelisiniz. Tüm bunları yaptığınızda kediniz, kısa zamanda iyileşip eski afacanlıklarını sergilemeye dönecektir.


Dünyalar tatlısı miniğinizle sağlıklı günler sizin olsun. Yönettiğiniz hastalık süreciyle ilgili deneyimlerinizi bizlerle paylaşarak, hem bize hem de diğer takipçilerimize yardımcı olabilirsiniz.

25 yaşındayım, yönetici asistanlığı dışında kalan zamanlarımda Miyavliyo yazarlığı yapıyor ve çocuklarım ile ilgileniyorum. Golden cinsi bir oğlum ve bir çift kediciğim var. Evimde baktığım çocuklarımın dışında, sokaktaki meleklere de annelik yapmaya çalışıyorum. Miyavliyo takipçilerinin, patili dostlarımızın hayatlarına küçük/büyük herhangi bir dokunuşuna katkıda bulunmaktan çok mutluyum. Hayat, onlarla sevgiyi paylaştıkça anlamlı ❤

How about writing a comment?